‘Ayazma’ sergisi, yeniden mahalle atmosferini yaşatmayı ve şehrin diğer bölgelerinde ortaya çıkan sorunları daha iyi anlamayı hedefliyor. Küratör Céline Pierre-Magnani NOSTOS’un sorularını cevapladı.

AYAZMA: BİR BAŞKALAŞIM HİKAYESİ

RÖPORTAJ | SELAHATTİN SEVİ

Ayazma şifalı ve yararlı özellikleri açısından kutsanan kaynaklardır. İstanbul’un Küçükçekmece ilçesi, bu kaynakların etrafında yavaş yavaş kurulmuştur. Özgün adının aksine, bu şifalı kaynak suları kentsel gelişim sonucu zehirli hale gelmiştir.

Tarihçesi, çevre ve kaynakları açısından dönüşü olmayan değişikliklerin yaşandığı İstanbul’un bir kaç yılda içine düştüğü genel kargaşayı simgeliyor. ‘Ayazma’ fotoğraf sergisi, yeniden bu mahalle atmosferini yaşatmayı ve yerel düzeyde olduğu kadar şehrin diğer bölgelerinde de ortaya çıkan bazı sorunları daha iyi anlamamızı hedefliyor.

Sergi ile ilgili küratör Céline Pierre-Magnani NOSTOS’un sorularını cevapladı.

-Ayazma ile ilgili sergi fikri nasıl oluştu?

Ayazma Mahallesi hakkındaki bu serginin fikri neredeyse bir buçuk sene önce ortaya çıktı. Enstitünün fotoğraf arşivine dalarken Ayazma üzerine özel bir çalışma yapıldığını gördüm ve direktörümüz Jean-François Pérouse ile konuşurken içimizde bu çalışmayı daha geniş bir kitleye ulaştırma isteği doğdu. Daha önce 2015’te Fotoİstanbul Festivali çerçevesinde düzenlediğimiz konferansta konuştuğumuz gibi, akademide genellikle yazıya düşkünüz ve görsele yeterince yer vermiyoruz. Hâlbuki görsellik de bir öğrenme aracıdır ve yazı kadar karmaşık bir anlatım sergileyebilir.

-Sergi ile neyi amaçlıyorsunuz?

Bu sergi akademik bir sunum için yazı ve görselin birbirini tamamlayabileceğini göstermeyi hedefliyor. 2010-2013 yılı arasında katıldığım Genç Fotoğraf İnisiyatifi’ndeyken, NarPhotos’un projelerini takip ediyorduk. Saner’in daha önce Milyonluk Manzara kitabı için kentsel dönüşüm konusunu çalıştığı, doğayla ilgili özel bir duyarlılığının olduğunu biliyordum ve ona Ayazma projesini anlattığımda oradaki gözümüz olmayı kabul etti. Aynı şekilde, Mahal Architects'ten Burcu mimar olduğu ve kent çalışmaları üzerine çalıştığı için ekibe heyecanla katıldı. İlk olarak, konu itibariyle, kamusal alanda sergileme fikrimiz vardı ama mevcut şartlardan dolayı çok zor olurdu. Fransız Kültür Merkezi’nin ekibi büyük ilgi gösterdi ve onların profesyonelliği bizim sergiyi gerçekleştirmemizi mümkün kıldı.

-Görüldüğü gibi yapılan iş geleneksel bir fotoğraf sergisinin çok ötesinde…

Oldukça kolektif bir iş oldu ve düzenleyen kişi olarak belki işin en zor ama en güzel kısmı herkesin arasında kaliteli bir diyalog sağlamak oldu. O süreçte, film çeken yönetmenlerden ilham aldığımı söyleyebilirim. Sergiye her katılanın meslekten gelen belli bir bakış açısı var. Bazen çakışıyor olsa da serginin tutarlığı ve mesajı korumak için en iyi şekilde konuşturmak gerekiyor.

Sergi, her açıdan, Fransız Anadolu Araştırma Enstitüsü’nün çalışmalarını yansıtıyor. İlk olarak, konusu: İstanbul Şehir Gözlem Merkezi (OUİ) sadece merkezi mahalleler üzerine çalışmakla yetinmeyip mümkün olduğu kadar İstanbul'un çeperlerindeki değişimlerini takip etmeye gayret eden bir araştırma bölümü. 15 yıldır Ayazma’ya düzenli olarak gidiliyor. Dolayısıyla iyi tanıdığımız bir mahalle orası. Kentsel dönüşümün farklı boyutlarını anlamak adına o mahalleyi mercek altına almak için iyi bir fırsat veriyor.

-Sergi ile İstanbul’un su kaynaklarından doğal yaşam alanlarına kadar birçok konuya dikkati çekeceksiniz. Sizin bakış açınızdan İstanbul’a somut katkıları ne olur?

Bir yıldır enstitünün çalışmalarında doğa ve çevre üzerine yapılan araştırmalara öncelik vermeye karar verdik. Nükleer santral, termik santral, büyük projeler inşa ediliyorken, gebe olabilecek sonuçlar hakkında toplumu uyarmanın mesuliyeti araştırmacılara düşüyor. Burada, su üzerine odaklanmaya karar verdik. Su hayatın en iyi temsilcisi ama maalesef günlük hayatta değerini unutabiliyoruz. Su taşıma ihtiyacı, çocuk zehirlenmeleri ve yaşanan seller yüzünden, Ayazma’nın sakinleri suyun hayati önemini acı bir şekilde çoğumuzdan daha iyi biliyorlar. Bu tip şeyler bir daha yaşanmasın diye tanıklık etmek ve uyarmak önemli idi. Araştırma yapmak, gelişen bu tip süreçleri kayıtsız bırakmamak demek.

İyi değişimler olsun kötü değişimler olsun, bir ressam gibi bir sosyal bilimci de gördüğü toplumu betimlemekle yükümlü ve orada fotoğrafçılarla buluştuğunu söyleyebiliriz. Bilimci, gündemden biraz uzak kalarak, uzun soluklu işlere odaklanarak toplumun hafızasını oluşturuyor. 2007’de ilk yıkımlar döneminde mahalle çok ilgi gördü ama sonra gündemden çıktı. Hâlbuki süreç devam ediyor.

“Ayazma: Bir Başkalaşım Hikâyesi” sergisinin bu baş döndürücü gündemde büyük toplumsal sorulara sağduyulu bir yaklaşım sunabileceğini ümit ediyoruz.

Fotoğraflar : Saner Şen / NAR Photos
Küratör : Céline Pierre-Magnani
Yerleştirme tasarımı : Mahal Architects / Burcu Tüm

  • CERN: BİR BİLİM MERKEZİNDEN FAZLASI

    CERN: BİR BİLİM MERKEZİNDEN FAZLASI

    FOTO ROPORTAJ | ANNA PANTELIA
    Cenevre’de kurulan Avrupa’nın en önemli bilim merkezinde 113 farklı milletten 10 bin kadar bilim insanı, mühendisler ve öğrenciler görev alıyor. CERN’in en önemli başarıları arasında World Wide Web ve Higgs Bozonu’nun bulunması yer alıyor. [»]
    21-05-2016
  • İLK FOTO MUHABİRİ İLE SON SÖYLEŞİ

    İLK FOTO MUHABİRİ İLE SON SÖYLEŞİ

    SÖYLEŞİ | MÜNİR SÜLEYMAN ÇAPANOĞLU
    'Sizi fotoğrafçılığa sevkeden amilleri öğrenmek istiyorum' sorusu ile başlayan söyleşi ile basın tarihimizin en eski foto muhabiri Ferit İbrahim'i tanımak mümkün. Vefatından sonra yazılanlar ise onun mesleğe olan tutkusunu ortaya seriyor. [»]
    01-12-2016
  • HAYATTAN İZLER

    HAYATTAN İZLER

    FOTO RÖPORTAJ | LUKAS VASILIKOS
    Doğaçlama sokak fotoğrafçılığı ile tanınan, ilk sergisini yıllar önce İstanbul’da açan, kendisinin ve çevresinin hayatlarından izlerle kişisel çalışmalarını sürdüren Giritli fotoğrafçı Lukas Vasilikos’un ‘Uncanny’ portfolyosu özel bir dünyanın kapılarını açıyor. [»]
    20-07-2016
  • SİYAH HMONGLAR

    SİYAH HMONGLAR

    FOTO RÖPORTAJ | SERKANT HEKİMCİ
    Çin'in en eski etnik gruplarından biri olan, bugün ise Vietnam başta olmak üzere farklı ülkelere dağılan Hmonglar özgürlüklerine düşkünlükleri ile biliniyor. [»]
    22-02-2017