Cihangir Roma Parkı sakinlerinin her birinin hayatı roman! Bir ağacın altına serdiği minderin üzerinde derin uykuya dalıp, gündüz vakti sarı yorganını üzerine çeken de var, günlük yürüyüşünü yapan da...

BAKINCA KENDİNİ GÖRECEKSİN!

FOTO ROPORTAJ | MEHMET ARDA DURU

Üç köpek, tavuk, horoz ve bir sırt çantası ile nerede akşam orada sabah Ali Hüseyin için. Onu İstanbul’da her yerde görebilirsiniz. Çünkü Avcılar’dan Sarıyer’e uzun yürüyüşler yapan bir gezgin.

Cihangir Roma Parkı’ndan bakınca akşamın habercisi ezandan önce Ayasofya’nın ışıkları oluyor. Karşıda Üsküdar’dan Süleymaniye’ye kadar geniş panoramayı içine alan muhteşem bir manzara var. Adaların ardında mavi Marmara’nın bittiğini ve yemyeşil Bursa’nın başladığını çıplak gözle görebiliyorsunuz.

-Buradan bakınca sen ne görüyorsun Ali abi?
-Kendimi görüyorum!

Çok filozofça bir söz gibi gelebilir. Fakat değil… Hayatını ve sağlığını ciddiye alan, her gün şükrederek ve teşekkür ederek yürüyen ‘dünyalı’ Ali Hüseyin kendi halinde bir bilge münzevi…

‘EN EKONOMİK TERAPİ MERKEZİ’
Konakladığı yerde, geleni gideni eksik olmuyor. Görenler Allah’ın bir selamını versinler, yeter, diyor. Ona yarenlik eden gönül dostlarından bir arkadaşı ise fısıldayarak, “Kendisi ve birlikte yaşadığı hayvanları için yiyecek içecek, giymedikleri bir elbise onu mutlu eder.” diyor.

İğde ağacının yaprakları arasından şehre bakarken konuşmaya devam ediyor Ali Hüseyin: “Buraya gelen şifa bulur! Benim için burası İstanbul’un ilaçsız, kimyasalsız, en ekonomik ruh terapi merkezi.” Saçı sakalı ağarmış, ağır abi Ali Hüseyin’i çocuk cıvıltılarının geceye emanet ettiği ikili salıncakta bir başına sallanırken ve yıldızlara bakıp kendini seyrederken bırakıyoruz.

‘BU İŞ, NASİP İŞİ’
“Şehrin ötekileri”nin uyum içinde yaşadığı, Boğaz’a nazır sıra dışı balkonu Cihangir Roma Parkı olağan akşamüstlerinden birini yaşıyor. 14 yaşındaki Ağrılı Muhammet Kır henüz tezgâhındaki midyeleri bitirememiş belli ki, hâlâ parkta! 6 kardeşler. “Okulu 4 buçukta bıraktım…” diyor: “Evimiz Kasımpaşa’da… Eve gelen midyeleri annem doldurur, benim payıma 200 tane düşer. Küçükleri 50 kuruştan, büyükleri 1 liradan satarım. Ablalarım evlendi, biz üç kardeş çalışıyoruz. Onlar Taksim’de, kalabalık yerde… Ama bazen ben onlardan çok satıyorum. Bu iş, nasip işi!”

Muhammet, her gün tezgâhını açtığı bu parktan seyredilen tarihî İstanbul’u henüz keşfetmemiş. Çünkü ev kredilerini tamamlamak için seferber bütün aile. İsimlerini biliyor karşıdan gördüklerinin. Topkapı, Ayasofya, Sultanahmet… “Sultanahmet’te Ramazan çok iyi geçiyormuş, öyle duydum, bu sene mutlaka ziyaret edeceğim,” diyor, “Geçtiğimiz yıl iki gün orucunu kaçırmış, bu sene tam tutarım!”

Hayattan ne bekliyorsun, sorusuna o da yaşından büyük cevap veriyor: Can sağlığı! Kentin bütün gönül adamları burada mı toplanmış ne?

MACERACILAR, ŞİŞE TOPLAYANLAR, KÖFTECİLER...

Yan bankta Dağıstan kökenli maceracı Pavel Smirov, kaykaycı Yüksel Turgut ve arkadaşları akşam randevularında bir araya gelmiş. Annesiyle sokakta şişe toplayarak akşamı eden küçük Rabia, “Benim de fotoğrafımı çek!” diyor. Annesi ikna olmuş: “Altına Rabia ve annesi yazarsınız.”

Meryem Teyze eşinin on metre yakındaki evde hazırladığı köfteleri emektar pikabının kasasına kurduğu portatif lokantada pişirmeye çoktan başlamış. “Acıkan beni bulur,” diyor. Mis gibi kokan köfteleri müşterilere değil sanki çocuklarına pişiriyor.

CİHANGİR'İN SON YEŞİL ALANI
Parkın hemen üzerindeki merdivenlerin yanındaki Roma Bostanı’nda Sevil Baştürk Hanım elde çapa ot ayıklıyor. “Buranın bütün öyküsünü açtığımız web sitesinde ve Facebook hesabımızda bulabilirsiniz.” diyor. Yerel yönetimlerden üniversitelere kadar herkesin gözü gibi baktığı, Cihangir’in bu son yeşil alanında ot bitsin, sebze yetişsin, meyve versin diye çabalıyorlar. Elde ettikleri ürünleri ise mahalleliyle paylaşıyorlar.

Bahar mahsulleri, bakla, bezelye, kereviz, karalahana, kırmızılahana ve ebegümeci… Sitede bir de ilan var: Roma Bostanı’na aşağıdaki fidan ve fidelerle gelin, hep birlikte dikelim, birlikte büyütelim. Gülibrişim, fesleğen, biber, çilek, latinçiçeği…

Gece mavisi yerini kurşunî siyaha bırakırken parkın ortasındaki tarihi kalıntılarının üzerine oturan iki genç, kutu meyve sularını içip Boşnak şarkıcı Dino Merlin’i dinliyor. Bir ağacın altına serdiği minderin üzerinde derin uykuya dalan bir park sakini, sarı yorganını üzerine çekiyor. Roma Parkı sakinlerinin her birinin hayatı roman! Her biri roman kahramanı sahiciliğinde…

BİR UFAK NOT: Kentsel dönüşüm buraları da tehdit ediyor. Beyoğlu İmar Planları kapsamında, otoparkın genişletilmesi ve Cihangir’in balkonu sayılan bu yeşil alanın yok olması gündemde.

  • GELECEĞE YOLCULUK

    GELECEĞE YOLCULUK

    FOTO RÖPORTAJ | ELENI ONASOGLOU
    Benim fotoğraf dilim çok erken dönem hatıralarıma, donmuş zamanı korumaya harcanan sonsuz bir çabaya ve başlangıçta biten bir geleceğe doğru yapılmış zamanda bir yolculuk. [»]
    13-07-2016
  • EVDEN UZAKTA HÜZÜN VE UMUT

    EVDEN UZAKTA HÜZÜN VE UMUT

    FOTO RÖPORTAJ | ZAHRA OSTADZADEH
    İran taşrasındaki yatılı kız okulları, ülkedeki en düşük gelirli ailelerin çocukları için eğitim imkânı sağlıyor. Bununla birlikte öğrencilerin bezgin ve solgun yüzleri çok şey anlatıyor. Gündüz ve gece onları bir köşede ağlarken görebilirsiniz. [»]
    22-06-2016
  • MUHAFAZAKAR MODADA SON İSTASYON

    MUHAFAZAKAR MODADA SON İSTASYON

    FOTO ROPORTAJ | SELAHATTIN SEVI
    İstanbul Modest Fashion Week (IMFW) muhafazakâr modanın dünyaca ünlü tasarımcılarını, takipçileriyle büyük kitlelere etki eden fenomenlerini, kanaat önderlerini ve moda tutkunlarını tarihi Haydarpaşa Garı'nda bir araya getirdi. [»]
    16-05-2016
  • O ÇOCUK MAPPLETHORE!

    O ÇOCUK MAPPLETHORE!

    SERGİ | ROBERT MAPPLETHORE
    ‘Fotoğraf çekmeye başladım, çünkü çağımızın varoluş karmaşasına bir yorum getirmenin en kusursuz aracı fotoğraf gibi göründü’ diyen Robert Mapplethore sergisi yeniden İstanbul’da. [»]
    19-06-2016