İftara bir saatten daha az zaman kalmış. Bu vaktin adı, kerahat! Gündüzün sıcağı yerini akşamın serinliğine bırakırken, İstanbullular telaşlı… Sponsorlu belediye iftarları ile mütevazı yer sofraları yan yana. Popüler televizyon hocaları, işçiler, memurlar,turistler ve her yaştan insan sokakta.

İSTANBUL İÇİN KERAHAT VAKTİ

FOTO RÖPORTAJ | SELAHATTİN SEVİ

Yaz güneşinin sararmasıyla artık göz kamaştırmaz hâle geldiği andan başlayıp gün batıncaya geçen vakit İstanbul Ramazanlarının en telaşlı zaman dilimine tekabül ediyor. Dini literatürde akşam namazından önceki 45 dakikaya verilen isim olan kerahat vakti, uzun bir günün sonunda yapılacak bereketli iftar sofraları için koşuşturma ile geçiyor.

Taksim Meydanı’nda açık hava düğün salonunu andıran beyaz plastik masaların üzerine sponsorlu iftar menülerini titizlikle yerleştiriyor garsonlar. Belediyeye yakın radyoların mobil araçlarla ve yüksek sesle yaptıkları iftara doğru programları anlaşılamıyor. Sahnede ‘iftar müziği’ için akort yapan müzisyenlerin çıkardığı anlamlı, anlamsız sesler FM radyoların sesine karışıyor.

İstiklal Caddesi’ni boydan boya geçtiğinizde Pera’da Ramazan’a dair çok az şey göze çarpıyor. Sahile indiğinizde Galata Köprüsü’nün üzerinde yer alan kafe ve lokantalar her zamankinden tenha. Yeni Cami yönünden gelen, Mısır Çarşısı’nda Ramazan alışverişi yapan İstanbullular seri adımlarla toplu taşıma araçlarına yöneliyor. Evi uzak olanlar ise buldukları bir köşede ellerinde pet şişe suyu, kokusu kente yayılan balık ekmekçilerden alınan iftarlıklarla kandillerin ve mahyaların yanmasını bekliyor.

Türkiye’den Sultanahmet’e

Eyüp Sultan’dan sonra Ramazan atmosferinin en fazla hissedildiği mekân şüphesiz Sultanahmet. Tramvay durağının hemen yanındaki açık hava tiyatrosu, iftar öncesi tıklım tıklım dolu. Van’dan, Urfa’dan gelenlerle şehrin uzak semtlerinden meydana ulaşabilenler biraz sonra bir popstar edasıyla sahnede yerini alacak olan televizyon hocasını bekliyor. Genç kızlar kırmızı bandanaları türbanın üzerine bağlıyor.

Hocanın ekibi ise hiçbir şeyi tesadüfe bırakmayarak soru soracak olanları ‘tiyatro’nun dört bir köşesine dağıtıyor. Herkesi hayrette bırakan akla ziyan soruların kim tarafından, ne zaman sorulacağı son kez hatırlatılıyor. Memur emeklisi görünümlü korumalar ise aklına esen soruyu sorabileceğini sanan ve “Hocam, hocam!” nidasıyla dikkat çekmeye çalışan orta yaş üzeri hanımlara sus işareti yapıyor.

İstanbul meydanda buluşuyor

Ayasofya ile Sultanahmet arasındaki meydanı dolduran binlerce kişi bohçalarını açıp rengârenk yaz menülerini yeşil çimlerin üzerine serdiğinde geri sayım çoktan başlamış oluyor. Anneler sofra açıyor, babalar tüpgaz üzerinde çay demliyor. Çocuklar geniş meydanda bir o yana bir bu yana koşuyor. Heceleyerek mukabele okuyan dedeler ise Sultanahmet Camii içini oyun alanına çeviren çocukları nazikçe susturuyor.

Ezanın okunmasıyla ve mahyaların yanmasıyla meydan huzurlu bir sükûnete bürünüyor. İstanbul’un, Türkiye’nin hatta dünyanın farklı coğrafyalarından gelen insanlar, büyük bir sofrayı paylaşmanın huzuruyla bir iftarı daha idrak ediyor.

Uzun Ramazan günlerinin bütün açlığı ve yorgunluğu bereketli iftar sofrasının başında sona eriyor. Gece mavisinin bitip gökyüzünün iyice karardığı teravih öncesi ise bol reklamlı ve anonslu lazer-ışık gösterisi başlıyor. Fakat turistlerden başka kimsenin ilgisini çekmiyor. Akşamın alaca karanlığında sıcak çaylar eşliğinde yapılan sohbetler her şeye değiyor.

  • NEŞENİN NEFESİ

    NEŞENİN NEFESİ

    SELAHATTIN SEVI
    “Gitmediğim köy, çalmadığım düğün kalmadı” diye söze başlıyor Ali Karaalp, nam-ı diğer Köpürcekli Ali. Kütahya Tavşanlı’dan Balıkesir’in Dursunbey’ine kadar bazı akranları, arkadaşları aynı işi yapmış olsalar da, her zaman onun zurnası öter. [»]
    13-05-2016
  • BAKINCA KENDİNİ GÖRECEKSİN!

    BAKINCA KENDİNİ GÖRECEKSİN!

    FOTO ROPORTAJ | MEHMET ARDA DURU
    Cihangir Roma Parkı sakinlerinin her birinin hayatı roman! Bir ağacın altına serdiği minderin üzerinde derin uykuya dalıp, gündüz vakti sarı yorganını üzerine çeken de var, günlük yürüyüşünü yapan da... [»]
    02-06-2016
  • EVDEN UZAKTA HÜZÜN VE UMUT

    EVDEN UZAKTA HÜZÜN VE UMUT

    FOTO RÖPORTAJ | ZAHRA OSTADZADEH
    İran taşrasındaki yatılı kız okulları, ülkedeki en düşük gelirli ailelerin çocukları için eğitim imkânı sağlıyor. Bununla birlikte öğrencilerin bezgin ve solgun yüzleri çok şey anlatıyor. Gündüz ve gece onları bir köşede ağlarken görebilirsiniz. [»]
    22-06-2016
  • BALKONDA AY NÖBETİ

    BALKONDA AY NÖBETİ

    HABER | SELAHATTİN SEVİ
    Duayen foto muhabiri Sökmen Baykara, Antalya’da sakin biri hayat yaşıyor. 82 yaşında olmasına rağmen güler yüzü, neşeli kahkahalarıyla ve de en önemlisi evinin balkonundan çektiği fotoğraflarla gazeteciliğin her şartta yapılabileceğini gösteriyor. Mecrası ise sosyal medya... [»]
    21-05-2016